26 Ekim 2017 Perşembe

PARAN YOKSA HASTA OLMA

Uzun bir aradan sonra merhaba..

Belki ünlü blog yazarları artık blog okunmuyor, instagram gibi farklı sosyal medya mecraları blogun yerini aldı dese de ben başıma gelen talihsiz olaylar silsilesini blog okuyarak atlatmaya çalıştığım için yazmaya karar verdim yeniden.

Öncelikle Allah kimseye dert verip derman aratmasın, çaresizlikler içinde bırakmasın diyerek başlamak ve başımdan geçen olayları anlatmak istiyorum. 

Malum geçim derdi, hafta içi çalıştığım işin yanında ek gelir kazanmak için 2 yıldır cumartesi günleri başka bir yerde çalışmaya başlamış, her 2 işi bir arada yürütemediğim ve her 2 çalıştığım yerde de farklı problemler yaşadığım için bu kadar stresi kaldıramayacağımı düşünüp, hafta sonu çalıştığım kurumdan istifa ettim, evde ilk cumartesi günümü geçirecek olmanın mutluluğunu yaşayacaktım kendimce ama "o gün evde olduğum için Allah'a ne kadar dua etsem azdır" demekten kendimi alamıyorum.

Annem son 3 aydır sürekli baş ağrılarından şikayet ediyor fakat ne kadar ısrar etsek de doktora gitmemek için inat ediyordu. Geceleri inleme sesinden uyuyamıyor olmama rağmen, ne kadar dil döktüysem doktora gitmeye ikna edemiyordum. Akrabaları, eşi dostu ikna etmeleri konusunda arayıp en sonunda annemi ikna ettik ve gittiği nörolog (özel hastanede) sakinleştirici ilaçlar vererek eve gönderince, "seni daha teşekküllü bir hastanede farklı doktorlara gösterelim" diye dil dökme sürecini yaşamaya başladık. Sürekli "benim bir şeyim yok" diye bize kızıyordu.  

Her şerde bir hayır vardır cümlesinin karşılığı evde kaldığım ilk cumartesi iftar sofrasında annem epilepsi krizi geçirdi. Tabi o sırada biz hayatımızda hiç epilepsi krizi geçiren tanıdığımız olmadığı için annemin kalp krizi geçirdiğini düşündük. Ambulans çağırırken, kitlenen dişlerini açmaya çalıştık. Kusmaya başlayınca yan döndürmeyi akıl ettik. 

Sui'den not: Epilepsi krizi geçiren kişilerin dişleri kitlendiği zaman parmaklarınız ile açmaya çalışmayın. O sırada hasta kendini kontrol edemediği için dişleri ile parmaklarınızı parçalayabilir ya da hastaya zarar verebilirsiniz ve kusmaya başladığı zaman boğulmaması için yan çevirin. 

Ambulans geldiği zaman öğrendik ki 112 yi aradığınız zaman hastayı siz ambulansa taşıyorsunuz. Bu nedenle evde tekseniz, sizi taşıyacak kimse yoksa yandınız. Komşularınız sizi taşımak istemezse buyurun cenaze namazına. Ambulans aramanız gerekirse önce taşıyacak insan bulun, sonra da bir çarşaf, bir pike elinize alın. Çünkü devlet hastanesinde bunları bulamazsınız. Biz bulamadık. 

112 ekipleri annemin epilepsi krizi geçirdiğini söyleyince bir anlam veremedik ama tomografi çekilince öğrendik ki annemin beyin tümörü varmış. Hem de 2 tane. Doktorlar durumun ciddi olduğunu, tek bir tomografi ile annemin bütün vücudunu kanser sardığını ve beyne metastaz yaptığını, çok kısa bir zaman içerisinde öleceğini söylediler. 

Benim yerimde olsanız ne yapardınız? Benim yaptığım gibi tanıdığınız tıp camiasında çalışan hasta bakıcıdan hemşireye, doktordan hasta bakıcıya tüm tanıdıklarınızı arardınız muhtemelen. Lütfen öyle yapın. Herkesi arayın. İmkanlarınızı zorlayın. Tek korkum ya benim yerimde başka biri olsa ve pes edip eve gitse ne olacak? Pes etmeyin..

Annemden umudunu kesen doktorlar annemin hastanede ölmesini istemediği için ısrarla eve göndermek istedi, biz de annem evde epilepsi krizi geçirirse diye korkarak eve götürmemek için doktorlara yalvarma sürecine başladık. Bu arada internette beyin tümörü tedavisinde en iyi doktorları araştırmaya başladık. Hastanede kaldığımız günlerde hapishanede yemek verir gibi başımıza adeta vururcasına yemek servisi yapan ablalara selam gönderiyorum. 

1 hafta sonra başka bir devlet hastanesine annemi götürdük ve 1 gece daha hastanede kalarak doktor aramaya devam ettik. Ameliyat edeceğini söyleyince doktorlar, sorduk soruşturduk hastanede daha önce ameliyat olanların hastane enfeksiyonu ile cebelleştiğini öğrenince tedaviyi redderek annemi eve getirdik. 

Özel hastanelerde pek çok cerrah ile görüşüp tümörlerin çok kritik yerlerde olduğunu, ölüm veya felç riski olduğunu öğrendikten sonra en iyisini bulmak için daha çok çabaladık. Pek çok kişi Necmettin Pamir ve Uğur Türe'yi tavsiye etti. Necmettin Pamir'i tercih ettik ve pişman olmadığımızı hatta minnettar olduğumuzu söylemek isterim. Bloglardan ve doktor yorumlarından Necmettin Bey'in çok aksi biri olduğunu okumuştuk ve ilk gittiğimizde bize ters bir şey söyleyecek veya tedaviyi kabul etmeyecek diye çok korktuk. Ama yazıldığı gibi olmadı. Tomografi sonuçlarını inceledikten sonra anneme "senin kocaman 2 tane tümörün var. Bunları ameliyat ile alacağız. Bulundukları nokta çok kritik ama bu bizim daha önce yapmadığımız bir şey değil dedi" 3 gün sonra annem ameliyat oldu. 48 gram tümör çıkarıldı. Fatoş Hanım, Mustafa Bey, İmre Bey ve tabiki Necmettin Bey'e sonsuz teşekkürler. 

Annemin saçlarını kendim kazıdım. Ameliyat sonrası her gün düzenli olarak yürümeyi öğrettim. 1 hafta sonra hastaneden çıktığımızda arada sırada sol bacağında kasılma ve unutkanlık ile eve geldik. Ameliyat sonrası yıkarken nasıl korktuğumu anlatamam. Sevdiğiniz birine zarar verme korkusu tüm korkularınızı alıp götürüyor emin olabilirsiniz.  

Bu arada patoloji sonuçları çıktı. Annemin tümörleri iyi huyluymuş. Zaten Necmettin Bey büyük ihtimalle iyi huylu bu tümörler demişti ama yine de yüreğimiz ağzımızda sonuçları bekledik.  Annemin vücudunda kanser yokmuş. Metastaz olmamış. Devlet hastanesindeki doktoru dinleyip eve götürseydim annemi kendi ellerimle ölüme teslim edeceğimi düşündükçe kanım donuyor. 

Beyin tümörü ameliyatı sonrası hijyen çok önemli. Hastanın mikrop kapmaması için misafir kabul etmemenizi ilk 1 ay hijyene çok önem vermeniz gerektiğini söylemek isterim. Yemek yemek konusunda hastayı ikna etmek çok zor. Annem çocuk gibi olmuştu ameliyat sonrası. Her şeyden korktuğunu ve ilk 3 gün elimi tutarak uyuduğunu unutamıyorum. Korkmaması, üzülmemesi, aşırı sevinmemesi gerekiyor. Annemin eve gelişinden 1 ay sonra babamın gırtlak kanseri olduğunu öğrendiğimizde, babamın gırtlağında minik bir tahriş olduğunu söyledik. Sürekli soğuk su içmekten olduğunu söyledi. Kanser olduğunu aylar sonra söylediğimizde hastalanacak başka zaman bulamadı değil mi, hiç kimse bana ilgi göstermesin diye böyle yapıyor diye tepki gösterdi. 

Annem artık eski annem değil arkadaşlar. Konuşması çocuk gibi ama çok tatlı. Yürürken ayağı aksıyor. Her gün 2 defa içmesi gereken ve epilepsi krizini engelleyen bir ilacı var. Evde tek bırakmaya cesaret edemediğimiz için dönüşümlü olarak ona eşlik ediyoruz. Çünkü bir taraftan babamın tedavisi devam ediyor. 

Bu süreçler bana paran yoksa ölmeye mahkumsun dedirtti. Yazma sebebim, öyle ümitsizliğe kapılmıştım ki annemde (babamın hasta olduğunu öğrenene kadar) birinin bir yerde her şey çok güzel olacak yazdığını görmek için günlerce internette arama yaptım. 

Eğer bu yazıyı okuyorsan ve sevdiğin birine beyin tümörü teşhisi konulduysa lütfen ümitsizliğe kapılma. Korkunu bu kişiye belli etme. Geçmişte yapmadıkların için pişman olma. Kenarda paran yoksa, özel sağlık sigortan yoksa, hastane masraflarını karşılayabilmek için eşten dosttan para bul ve güvenebileceğin bir doktor bul. 

Annem ameliyata girerken dedim ki elimden geleni yaptım Rabbim benim gücüm buraya kadar senden şifa istiyorum. 

Tüm hastalara geçmiş olsun, hasta yakınlarına güç kuvvet versin Allah. Hasta olmak kadar hasta yakını olmak da zor. 

Sevgilerimle..  






21 Kasım 2015 Cumartesi

Bursa Botanik Parkı - Gezi/Yorum

Madem ki çok uzun uzun yazmaya vaktim yok dedim kendi kendime o zaman yakın zamanda keşfettiğim ve her Bursa'ya yolum düştüğünde muhakkak uğrayıp bu mevsim acaba burası ne harikalar yaratıyor diye heveslendiğim Bursa Botanik Parkı'nı sizinle paylaşmak istedim :) 



3 Ekim 2015 Cumartesi

Ruhu Dinlendirelim.. Jason Mraz / Mr. Curiosity

Uzun bir aradan sonra merhaba :) 

Son zamanlarda en büyük eğlencem bitmek bilmeyen yollarda (günde 4 saat yol gidiyorum) yeni şarkılar keşfetmek, kitap okumak ve uyumak :) 

Şu aralar keşfettiğim en keyifli şarkılardan birisi Mr. Curiosity. Jason Mraz'ı uzun zamandır severek dinlemekle birlikte, ses renginin zenginliğini gösterdiği bu başarılı performans, benim için altın değerinde bir keşif oldu diyebilirim :) 

Canlı performanslar içerisinde en çok senfonik versiyonları beğeniyorum ki bu videoda son dakikalar muazzam. 

"Love is blinding when your timing's never right" ın altını çiziyorum ve ruhu dinlendirecek melodileri keşfetmenizi diliyorum..

Sevgilerimle.. 



Kendime not : Belki bir Maria Callas gibi koloratur soprano olmayacaksın ama en azından çoluk çocuğa ahenkle seslen, kursa git, bir şey kaybetmezsin. Nereden mi çıktı? Şarkının 2.15. dakikası operayı, opera Callas'ı hatırlattı. Serbest çağrışımın gözü kör olsun :) 

2 Ağustos 2015 Pazar

Got2b Smooth & Chic Anti-friz Lotion / Saç Bakım Ürünleri

Schwarzkopf'un saç bakım ürünleri konusunda bu güne kadar hayal kırıklığı yaşadığım söylenemez. Bu nedenledir ki, işte aradığımı buldum cümlesi, her yeni ürünle tanışınca tekerrür etmekte :)

Bu mis kokulu saç bakım ürünü, gerçekten de vazgeçilmezlerimden biri oldu diyebilirim. Cıvıl cıvıl ambalajı bir yana, 200 ml olması nedeniyle, beğenip de bitmesin diye gözünün içine baktığım minik saç ürünlerine meydan okumakta.   


Kişisel yorumlarıma geçmeden önce hiç kullanmayanlar için minik bir bilgi paylaşayım..

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Ruh Adam / Hüseyin Nihal Atsız

Son zamanlarda nefesimi kesen, bitmesin diye günlere bölüp okuduğum, hatta okumaya kıyamadığım, geç kalınmış bir kitap ile karşınızdayım.. 

Üzerine hangi kitabı okuduysam bir yanım kitabın arka planda bırakılan karakteri Ayşe'de kaldığı için keşke dedim durdum.. Keşke yazar yaşasaydı. Keşke Ayşe'nin ağzından da neler yaşadığını duyabilseydik..


25 Temmuz 2015 Cumartesi

Kibarlık Budalası / Tiyatro Candır..


1928 doğumlu usta tiyatro sanatçısı Haldun Dormen'in uzun bir aradan sonra sahneye döndüğü Kibarlık Budalası'nı izleyeli aylar oldu ama henüz yazabiliyorum.

Moliere'in ölümsüz eseri, ilk olarak 1670 yılında Fransa Kralı XIV. Louis'in önünde, başrolünde yani Mösyö Jourdain rolünde bizzat Moliere'in canlandırmasıyla sergilenmiş. Günümüze kadar farklı dillerde, farklı ülkelerde gösterime giren oyunu ilk defa Haldun Dormen performansı ile izlemenin mutluluğu ile yazıyorum. 

30 Mayıs 2015 Cumartesi

Minor Empire - Ruhu Dinlendirelim ..

Uzun zaman sonra yeniden Ruhu Dinlendirelim köşeme geri dönüyorum. Beni eski blogumdan takip edenler bilirler yeni sesler keşfetmeyi çok seviyorum. 

Günümün büyük bir bölümünü toplu taşıma araçlarında ev ve işe gidiş geliş sırasında harcadığım için müzik benim için en büyük nimetlerden bir tanesi :) Bu arada çok fazla ses, çok fazla şarkı keşfettim. Kimi şarkıyı 1 ay aralıksız dinlediğim oldu :) Zaman içerisinde sizlerle de paylaşacağım. 

Bugün ki keşfim Minor Empire. 2010 yılında Toronto Kanada'da kurulan grup Ozan Boz, Özgü Özman, Michael Occhipinti, Chris Gartner, Debashis Sinha, Ismail Hakki Fencioglu, Didem Başar'dan oluşmakta. 

2011 yılında yayınlanan "Second Nature" albümü ile önce Kanada'da büyük bir kitleyi yakalayan grup, aynı yıl Kanada Folk Müzik Ödüllerinde Yılın Dünya Müzik Grubu ödülünü, ardından 2012 yılında Bağımsız Müzik Ödüllerinde Yılın Dünya Müzik Grubu/Sanatçısı ödülünü kazanmış. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...