26 Aralık 2017 Salı

PARAN YOKSA HASTA OLMA 2

Bir önceki yazımda annemin hastalık sürecini anlatmıştım, sırada babam var..

Babamın gırtlak kanseri olduğunu son evrede öğrendik. Aslına bakarsanız internette gırtlak kanseri belirtileri yazınca çıkan sonuçların hepsini görmüştük babamda fakat işte internete yazmak hiç aklımıza gelmemişti. Annemin hastalık sürecinde son dört yıldır kısılan sesi iyice kısılınca psikolojik olabileceğini düşündük ama bir kez bile kanser olabileceğini düşünmedik.. 


İnsan sevdiğine konduramıyor sıkıntılı hastalıkları ama hata ediyor gördüm ki. Kanser olduğunu öğrendiğimizde yaşadığım çaresizlik hissini tarif etmem mümkün değil. Herkesin en kolay kanser dediği ama yine de cümlenin bir yerinde kanser kelimesinin geçmesiydi canımı acıtan. Kaybetme korkusunun ötesinde Allah çektirmesin diye edilen dualara ihtiyaç duyduğum günlerdi. 

Önce babamı eve en yakın özel hastaneye götürdük sesi kısılınca. Kulak Burun Boğaz uzmanı doktor iyi görünmediğini biyopsi gerektiğini söylediği zaman bile kanser olabileceği ihtimalini şiddetle reddetti bünyem. Biyopsi yaptırmak için babamı ikna etmemiz 2 ayı buldu. Önce ablamın doğumunu bahane etti. Torunumu göreyim sonra dedi. Ardından bayram geçsin öyle dedi ve sonunda kabul etti. 

Bu iki ay sürecinde boş durmadık tabi ki. Kombu çayı yapmayı öğrendik. Propolis siparişi verdik. Kardeşim bir yerlerden çamur getirtti adamcağazın boynuna sardık. Her duyan bir şey tavsiye etti, hiç birine burun bükmedik. Zerdeçal özü, üzüm çekirdeği özü, zeytinyağlı karışımlar bildiginiz ev pazar yerine döndü. Amacımız biyopsiye kadar babamı iyileştirip doktorlardan "bu bir mucize" cümlesini duymaktı, duyamadık...

Biyopsi mühim değil çok basit bir operasyon devlet hastanesine sırt dönmeyin dedi herkes. Babamı özel hastaneye gitmeye ikna edemedik. İnsanlar da bizi düşünüyor tabi annem için yüklü bir banka kredisi çektik, babamda süreç uzun yolun başında borca girmemizi istemediler. Baktık Babamız da ısrar ediyor, bunca insanın vardır bir bildiği dedik ve en yakın eğitim araştırma hastanesine gittik. 2 gün yatıp çıkacak dedi doktorlar 16 gün hastanede yattı. Yanlışlıkla biyopsi sırasında yemek borusunu deldiklerini vizitede başka bir doktora anlatırlarken öğrendik.

Geceleri hemşireyi ağrı kesici istemek için uyandırınca azar işittik. Hasta bakıcıdan çöp poşeti isteyince gidin paranızla alın talimatını birebir yerine getirdik. Gırtlak ameliyatı olanlar bilir hastaya buhar verilir, oksijen verilir ve Aspire edilir. Bunları sırasıyla yapmayı ve burnundan beslemeyi öğrendik çünkü kadro yetersiz olduğu için hemşirelerin yapmadığı gerçeği ile yüzleştik. 5 gün 2 saat aralıklarla verdiğimiz 40 cc su az değil mi diye sorduğumuz doktordan damar yolu ile günde 2 litre verilmesi gereken suyun 5 gündür takılmadığını öğrendik. Kan tahlilinde enfeksiyon değerleri yüksek çıkınca biyopsi sırasında enfeksiyon kaptığını yine bir vizite günü doktor konuşmaları sonrası öğrendik. Yemek borusu delik adama 7. Günün sonunda ağızdan verilen suyun ciğere dolduğunu transfer olduğumuz özel hastanede öğrendik. En geç 4 günde bir damar yolunun değiştirilmesi gerektiğini 10 gün önce takılan damar yolunu yine transfer olduğumuz hastanede çıkarırlarken öğrendik.

Babamı hastaneden çıkarıp özel hastaneye transfer edince ağlayıp kağıda insan olduğumu hissettim şimdi ölebilirim dediğinde göz yaşlarımızı yutmayı öğrendik.

Bu arada devlet hastanesinde annemde olduğu gibi babanız ölecek ameliyat edip işkence etmeyelim ümit yok diyen doktorun 4 gün kanülü değistirmeyerek babama işkence ettiğini acı çekerek öğrendik.

Uzun lafın kısası acı tecrübelerim kabus gibi günlerim var. Yaşadığım travma gibi 16 günün anlatılacak bir sürü olumsuz hatırası var. Tabi ki konuyu mahkemeye taşıyacağım. Ama önce annemle babamı iyileştirmem lazım..

Trakeostomi kanülü ile yaşamak ve bu kişilerin yakını olmak çok zor. Eskisi gibi olmuyor hayatınız. Yemek, banyo ve günlük bakımları çok zor. Allah dert verip derman arttırmasın, çaresizlik ile devlet hastanesine düşürmesin kimseyi..

Sevgilerimle..






4 yorum:

  1. =( ne diyeyim ki, bize bunları yaşatanlar bunlarla sınanmadan can vermesin inşallah. Devlet hastanesi = işkence-ölüm-ihmal-travma vb

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Sonsuz, bu dünyada yapılan hiç bir kötülük öbür dünyaya kalmayacak. Gönlün ferah olsun. Ola ki kalırsa emin ol Allah zerre Hak bırakmayacak kimsenin üzerinde. Tek dileğim kimse senin, benim ve bizim gibi çaresiz hissetmesin kendini. Kimse sevdikleri ile sınanmasın.

      Sil
  2. :( Annemi rectum kanserinden kaybettim maalesef. O zamanlar üniversite okuyordum şehir dışında babam ilgilendi hep ama sürekli hastane değiştirdiler ve hiçbir doktor adam gibi muayene edemedi. Sizin yazınızdan sonra fikirlerim kesinleşti ki maalesef Türkiye'de uzman doktor çok çok az. Tıpı tutturup bir şekilde mezun olan herkesi doktor yapıyorlar. Hz. Allah kimseye dermansız dert vermesin. Tekrar çok çok geçmiş olsun. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah size de sabır versin. Elinizden geleni yaptığınıza eminim. Babanızın ne gibi zorluklarla karşılaştığını tahmin edebiliyorum. Emin olun bazen sonucun ne olacağını bilseniz bile elinden geleni yapma savaşı insanı sarıp sarmalıyor. Vicdan sahibi insanlar ile karşılaşmak nasib olsun hepimize. Çok sağolun. Sevgilerimle..

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...