11 Ocak 2015 Pazar

Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Ahmet Hamdi Tanpınar

Dergah Yayınları vasıtasıyla okuyucusuyla buluşan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sevilen eseri; "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" ile karşınızdayım. İlk baskısı 1961 yılında yapılan, roman kategorisinde bulunan eser, 395 sayfa. Ben 23. Baskıyı okuma fırsatı buldum. Büyük Ümitler, Küçük Hakikatler, Sabaha Doğru, Her Mevsimin Bir Sonu Vardır olmak üzere 4 bölüme ayrılan romanda, pek çok karakter, kendine has öyküsüyle yer bulmakta. 


Romanı okumak için geç kaldığımı düşünürken başlangıçta; iyi ki şu anda, şu yaşta okumuşum diye düşündüm bitirince. Aksi takdirde, kişilerin yaşadığı talihli ve talihsiz olaylar ne kadar ilginç diye yorumlayacak ve değişik bir isme sahip bir kitabı okumanın mutluluğu ile kütüphaneme yerleştirecektim.


Sabırsızlıkla, enstitünün kurulduğu sayfaya gelene kadar adeta koşarak okuduğum roman, düşündüren, güldüren, hüzünlendiren ve bitince ne kalemmiş dedirten nadir kitaplarım arasında yerini aldı. Her şeyden önce tasvirlerin inceliği takdire şayandı. Bir insanın hayatının küçük bir şaka sonrası ne kadar büyük bir kabusa dönüşebileceği, ait olamamanın insanı ne derece boşluğa sürüklediği, talihin bazen aslında ne büyük talihsizlik, talihsizliğin ise ne büyük bir talih şekline dönüşebileceğini şaşkınlıkla okudum. Roman bu nesine şaşırıyorsun diye düşünebilirsiniz belki ama bu kadar çok karakteri kendi içlerinde ön plana çıkarmak, bu kadar çok olayı birbirine geçirip, birbirinden sıyırmak usta bir kalemin elinden çıktığının göstergesiydi. 

Delilik ve velilik, inanç ve inkar, gerçek ve yalan birbirine ne kadar zıt ise, bir o kadar da iç içe olduğu vurgulanmıştı aynı zamanda. Yalan üzerine kurulu bir servete sahip olup, hala bu yalanın gerçekliğine inanan insanlar arasında gerçeklikten söz etmek ne kadar zor ise, şaka olarak sarf ettiğiniz bir cümle yüzünden deli olmadığınızı ispat etmek de o kadar zordu bu kitapta. 

Toplum yapısına eleştirel gözle bakan ve bunu büyük bir hünerle okuyucularına aktaran yazarın kalemine hayran kalmamak mümkün değil. Para ve beraberinde getirdiği; borç ödeme, karın doyurma, güzel giyinme arzularının tatmininin, aynı zamanda kaybedilen saf mutluluk ve saf sevgi üzerine yoğunlaşması da başka bir çıkarım diyebilirim kendi adıma. 

İçine düştüğü her duruma her daim şaşıran ve nihayetinde teslim olan bir kahraman var romanda. Çevresindeki herkesten farklı düşünmenin ve değişime ayak uyduramamanın sıkıntıları ile boğuşan bir karakter.. Bu kitabın bende bıraktığı izlenimleri sanırım saatlerce anlatmaya doymam. Bir daha okusam farklı bir yanını keşfedeceğime adım kadar emin olduğum için yeniden okunacaklar listeme ekledim adını. 

Kitap ile ilgili çok güzel makaleler ve değerlendirmeler yapılmış akademik çevrede. Siz de benim gibi etkilendiyseniz romandan, bu makalelere göz atmanızı tavsiye ederim.

Son olarak kitaptan bir alıntıyla son vereyim yazıma; 

"Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır.. "

Sevgilerimle...  

3 yorum:

  1. Canım Esroşum öyle güzel anlattın ki kitabı hemen okuma isteği uyandırdı bende. Ayrıca ne güzel kitap yorumları yapıyorsun daha sık kitap yorumu istiyoruz senden :)

    YanıtlaSil
  2. ah benim kaçak arkadaşım
    özlemişim yazılarını :)

    YanıtlaSil
  3. bu kadar övgüden sonra mutlaka okumalıyım. not alıyorum..en kısa zamanda okuyacam. yazdıklarını okuyunca ilgimi çekti. kızımın kitaplığında vardı bu kitap. okulda ödev olarak vermişlerdi galiba..

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...