21 Kasım 2015 Cumartesi

Bursa Botanik Parkı - Gezi/Yorum

Madem ki çok uzun uzun yazmaya vaktim yok dedim kendi kendime o zaman yakın zamanda keşfettiğim ve her Bursa'ya yolum düştüğünde muhakkak uğrayıp bu mevsim acaba burası ne harikalar yaratıyor diye heveslendiğim Bursa Botanik Parkı'nı sizinle paylaşmak istedim :) 



3 Ekim 2015 Cumartesi

Ruhu Dinlendirelim.. Jason Mraz / Mr. Curiosity

Uzun bir aradan sonra merhaba :) 

Son zamanlarda en büyük eğlencem bitmek bilmeyen yollarda (günde 4 saat yol gidiyorum) yeni şarkılar keşfetmek, kitap okumak ve uyumak :) 

Şu aralar keşfettiğim en keyifli şarkılardan birisi Mr. Curiosity. Jason Mraz'ı uzun zamandır severek dinlemekle birlikte, ses renginin zenginliğini gösterdiği bu başarılı performans, benim için altın değerinde bir keşif oldu diyebilirim :) 

Canlı performanslar içerisinde en çok senfonik versiyonları beğeniyorum ki bu videoda son dakikalar muazzam. 

"Love is blinding when your timing's never right" ın altını çiziyorum ve ruhu dinlendirecek melodileri keşfetmenizi diliyorum..

Sevgilerimle.. 



Kendime not : Belki bir Maria Callas gibi koloratur soprano olmayacaksın ama en azından çoluk çocuğa ahenkle seslen, kursa git, bir şey kaybetmezsin. Nereden mi çıktı? Şarkının 2.15. dakikası operayı, opera Callas'ı hatırlattı. Serbest çağrışımın gözü kör olsun :) 

2 Ağustos 2015 Pazar

Got2b Smooth & Chic Anti-friz Lotion / Saç Bakım Ürünleri

Schwarzkopf'un saç bakım ürünleri konusunda bu güne kadar hayal kırıklığı yaşadığım söylenemez. Bu nedenledir ki, işte aradığımı buldum cümlesi, her yeni ürünle tanışınca tekerrür etmekte :)

Bu mis kokulu saç bakım ürünü, gerçekten de vazgeçilmezlerimden biri oldu diyebilirim. Cıvıl cıvıl ambalajı bir yana, 200 ml olması nedeniyle, beğenip de bitmesin diye gözünün içine baktığım minik saç ürünlerine meydan okumakta.   


Kişisel yorumlarıma geçmeden önce hiç kullanmayanlar için minik bir bilgi paylaşayım..

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Ruh Adam / Hüseyin Nihal Atsız

Son zamanlarda nefesimi kesen, bitmesin diye günlere bölüp okuduğum, hatta okumaya kıyamadığım, geç kalınmış bir kitap ile karşınızdayım.. 

Üzerine hangi kitabı okuduysam bir yanım kitabın arka planda bırakılan karakteri Ayşe'de kaldığı için keşke dedim durdum.. Keşke yazar yaşasaydı. Keşke Ayşe'nin ağzından da neler yaşadığını duyabilseydik..


25 Temmuz 2015 Cumartesi

Kibarlık Budalası / Tiyatro Candır..


1928 doğumlu usta tiyatro sanatçısı Haldun Dormen'in uzun bir aradan sonra sahneye döndüğü Kibarlık Budalası'nı izleyeli aylar oldu ama henüz yazabiliyorum.

Moliere'in ölümsüz eseri, ilk olarak 1670 yılında Fransa Kralı XIV. Louis'in önünde, başrolünde yani Mösyö Jourdain rolünde bizzat Moliere'in canlandırmasıyla sergilenmiş. Günümüze kadar farklı dillerde, farklı ülkelerde gösterime giren oyunu ilk defa Haldun Dormen performansı ile izlemenin mutluluğu ile yazıyorum. 

30 Mayıs 2015 Cumartesi

Minor Empire - Ruhu Dinlendirelim ..

Uzun zaman sonra yeniden Ruhu Dinlendirelim köşeme geri dönüyorum. Beni eski blogumdan takip edenler bilirler yeni sesler keşfetmeyi çok seviyorum. 

Günümün büyük bir bölümünü toplu taşıma araçlarında ev ve işe gidiş geliş sırasında harcadığım için müzik benim için en büyük nimetlerden bir tanesi :) Bu arada çok fazla ses, çok fazla şarkı keşfettim. Kimi şarkıyı 1 ay aralıksız dinlediğim oldu :) Zaman içerisinde sizlerle de paylaşacağım. 

Bugün ki keşfim Minor Empire. 2010 yılında Toronto Kanada'da kurulan grup Ozan Boz, Özgü Özman, Michael Occhipinti, Chris Gartner, Debashis Sinha, Ismail Hakki Fencioglu, Didem Başar'dan oluşmakta. 

2011 yılında yayınlanan "Second Nature" albümü ile önce Kanada'da büyük bir kitleyi yakalayan grup, aynı yıl Kanada Folk Müzik Ödüllerinde Yılın Dünya Müzik Grubu ödülünü, ardından 2012 yılında Bağımsız Müzik Ödüllerinde Yılın Dünya Müzik Grubu/Sanatçısı ödülünü kazanmış. 

23 Mayıs 2015 Cumartesi

Kitap Okumak Gerek : Şimşek - Peyami Safa

Bilmiyorum sizin için durumlar nasıl ama, benim ölmeden yapılacaklar listem var, hem de uzunca bir liste :) Bu listenin en uygulanabilir maddelerinden bir tanesi de "sevdiğim bir yazarın tüm kitaplarını okumalıyım" şeklinde, gördükçe beni mutlu eden ve heveslendiren bir madde :) 

Peyami Safa bu maddeyi yazarken aklıma gelen ilk isimdi. Çok küçük yaşlardan beri, kitaplarını ikişer üçer defa okuduğum, kalemine hayran olduğum bir yazar. Aynı kitabı her okuduğumda, farklı bir tat aldığım, doyumsuz bir kalem. Konudan ziyade üslup ile sarsar sevenlerini.  


Şimşek, yazarın okuduğum son romanı. Aile hayatı içerisinde yaşanan dramatik durumları ele alıyor. Kadın karakterlerin üzerine biraz fazla nefret tohumu ekse de, erkek karakterlerin zayıflıklarını ele alış biçimiyle kadın-erkek ayrımcılığı yapmadan, insanoğlu zayıftır, nefsine çabuk yenilir, hastalık, ölüm kadın için de erkek için de yıkıcıdır, çıkarımını yapmanızı sağlıyor. Aslında kötülük denilen bir şey var ise bu kadına ya da erkeğe değil insana özgüdür cümlesini, romanın tamamında içten içe hazmetmenizi sağlıyor.

20 Şubat 2015 Cuma

Sapık, Katil, Hırsız Bir Toplum Olduk, #Yastayız

Toplumları ayakta tutan bazı temel kurallar kaideler vardır. Yazılı olması şart değildir bu kuralların. Yüzyıllarca toplumu bir araya getiren fertlerin huzur içerisinde yaşamasını sağlar. Her toplumda sapık, katil, hırsız olabilir, vardır da. Bunun nedeni ve nedenleri ders kitaplarına konu olmuş, bilim insanlarının araştırmalarına dayanak oluşturmuştur. Çözüm bulunamadıysa da caydırıcı cezalar ile önüne geçilmeye çalışılmıştır. Her toplumun belirlediği yasalar çerçevesinde belirlenen cezalar, insanları toplum dışı hareketlerden caydırmaya yöneliktir. Hal böyle olunca toplumu oluşturan bireyler her adım attığında korkarak yürümez. Çünkü bilirler ki ortada suç varsa, bunun bir de cezası var. Ve bu ceza, suç işlendikten sonra uygulansa bile, bir sonraki suçun önüne geçecek. 

Ülkemiz pek çok caydırıcı ceza yöntemini tarihsel gelişimi içinde görmüş bir toplumun insanlarından oluşmakta. Farklı dinden ve milletten pek çok insanın yaşadığı güzel ülkemizde, bilinen en adi suçların cezalarının en keskin şekilde verilmesi konusunda toplum olarak hem fikir olduğumuz için mutluyum. Mutsuzluğumun sebebi bu cezaların uygulanma zamanı. 


Günlerdir kulaklarımızda çınlayan bir isim ÖZGECAN. Her anne kendi evladının acısı gibi hissetti, bu güzel kızın acısını. Ben abla olarak, kendi kardeşlerimin yerine koydum. Katili ve tecavüz eden sapık ruh hastası umarım her iki cihanda en ağır şekilde cezasını bulur. 

ÖZGECAN cinayetinin ardından pek çok tecavüz mağduru kadın suskunluğunu bozdu ve kadına yönelik şiddetin altı çizildi. Ardından başka tecavüz olayları duyduk ve yeniden sarsıldık. 


Bir gazeteci, camına kar topu attığı için bir esnaf tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Bu defa kulaklarımızda Cam Parası Candan Daha Kıymetliymiş sözü çınladı. 

Bugün okuduğum haberle artık ne oluyor bu ülkeye dedim ve dayanamadım bir kaç cümle bir şey yazmak istedim. Babası kızını banyo yaparken izleyen komşusunu dövdüğü için ceza aldı ve komşusu serbest bırakıldı yazıyordu haberde. Sapık komşunun ceza alması için o kızcağıza tecavüz etmesi mi gerekiyordu? 

Bu haberi sizinle paylaşmak için haberi ararken Darıca'da lise öğrencisi bir genç kıza erkek arkadaşının fotoğrafları ile şantaj yapıp 5 kişinin tecavüz ettiği ve rehber öğretmeni sayesinde olayın ortaya çıktığını okudum


Daha fazla da haberleri kurcalamak istemiyorum. Haber okumak istemiyorum, çünkü kan kusuyor bütün gazeteler. Sapık, katil, cani, hırsız bir millet olduk. Kız öğrencilerin kısa etek giymesini engellemek için taciz timi oluşturan zihniyetler sapıklığı hortlatıyor. Televizyon kamerası gördüğünde, diğer partilere sataşan siyasetçiler bu ülkede insanları saldırgan hale getiriyor. Hırsızlığı iftira diye bastıranlar suçu normal gösteriyor. Eğer en küçüğünden en büyüğüne kadar bir suç cezasız kalırsa, o ülkede adalete olan inanç yok olur. Adalete olan inanç yok olursa toplum çözülmeye başlar ve ahlaki değerler etkinliğini yitirir. 

Bayrak indirmek, Atatürk büstlerini yıkmak cezasız kaldı. Hırsızlıkların üstü örtüldü. Kültürel ve milli değerlerimiz hiçe sayılıp, geçmişte yaşadığımız acılar, verdiğimiz şehitler unutuldu. Önce milli benliğimizden taviz verdik. Ardından ahlaki benliğimizi yitirdiğimizi film izler gibi izliyoruz. Az önce İzmir'de bir üniversitede PKK lı teröristlerce bir gencin bıçaklanarak öldürüldüğünü izledik haberlerde. 

Demem o ki canlarım; bir evlat kolay yetiştirilmiyor. Yukarıdaki haberlerde bahsi geçen insanların hepsi anne yavrusu. Hepsinin aileleri gözlerinin içine bakarak büyüttü. Partisi, tuttuğu takım, dini, yaşı, cinsiyeti mevzu bahis değil. Bu insanların hepsi insani davranışları hak ediyordu, tıpkı hepimiz gibi.

Ne yapmalı? bilmiyorum. Sadece susmak istemedim. Allah bu acıları yaşayan ailelere sabır versin. Hayatını kaybedenlere Rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun. Bu vahşette payı olanlar iki cihanda Allah'ın gazabına uğrasın. 

Türk Milletinin başı sağ olsun.. 

26 Ocak 2015 Pazartesi

Kröyçer Sonat / Tolstoy

Rus Edebiyatında en sevdiğim isimlerden biri olan Tolstoy'un, çok değişik yorumlarla büyük etki yaratan romanı Kröyçer Sonat (Kroyçer Sonat) ı nihayet okuma fırsatı buldum. 


Nihal Yalaza Taluy'un çevirisiyle Varlık Yayınlarının 4. baskısını okuduğum roman, son söz ile birlikte 100 sayfa. 

11 Ocak 2015 Pazar

Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Ahmet Hamdi Tanpınar

Dergah Yayınları vasıtasıyla okuyucusuyla buluşan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın sevilen eseri; "Saatleri Ayarlama Enstitüsü" ile karşınızdayım. İlk baskısı 1961 yılında yapılan, roman kategorisinde bulunan eser, 395 sayfa. Ben 23. Baskıyı okuma fırsatı buldum. Büyük Ümitler, Küçük Hakikatler, Sabaha Doğru, Her Mevsimin Bir Sonu Vardır olmak üzere 4 bölüme ayrılan romanda, pek çok karakter, kendine has öyküsüyle yer bulmakta. 


Romanı okumak için geç kaldığımı düşünürken başlangıçta; iyi ki şu anda, şu yaşta okumuşum diye düşündüm bitirince. Aksi takdirde, kişilerin yaşadığı talihli ve talihsiz olaylar ne kadar ilginç diye yorumlayacak ve değişik bir isme sahip bir kitabı okumanın mutluluğu ile kütüphaneme yerleştirecektim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...